12 Haziran 2009 Cuma

ما وراء النهر Ana Sayfa

Tavsiye Edilenler:

İletişim: maveraunnehir@yahoo.com

.

İnsanlar üçe ayrılır:

1. Sayı saymayı bilenler.

2. Sayı saymayı bilmeyenler

Peygamberlerin (a.s) soy ağaçları

Peygamberler tarihi verilerine göre hazırlanan peygamberlerin soy ağacı yayımlandı.
Hz Adem(as)'den Peygamberimiz Hz Muhammed (sav)'e kadar olan, Kur'an'da adı geçen ve diğer kaynaklarda peygamber olabileceği rivayet edilmiş zatların aile haritasını görmek için lütfen tıklayınız.

Rumeli'ye tercüman olacak bir site
Rumeli ve Balkanlar ile ilgili konulara değinerek bu konudaki boşluğu, "maveraunnehir" güvencesiyle dolduracak olan ÖzRumeli sitemiz yayın hayatına başladı. Herkese hayırlı olsun.
Sitede Balkan ülkeleri ve şehirleri, Balkan Türkçesi ağzı ile ilgili bilgiler, Rumeli kültürü üzerine araştırmalar, Elveda Rumeli dizisiyle ilgili yorumlar ve Türkiye'deki Rumeli göçmenleri hakkında bilgiler bulunacak... Görmek için tıklayınız...

Ehl-i Cebir yayın hayatına başladı
Matematik alanında yeni eklentilerle faydalı olmasını temenni ettiğimiz site, geliştirilmeye başlandı.
Sizin de katkılarınızla gelişecek olan Ehl-i Cebir, matematik konuları ve sorularını içerecek, matematikte ilginç konulara değinecek... Görmek için tıklayınız...

Amerika-Osmanlı Anlaşması...
Amerika, Osmanlı Devleti ile 18. yy ın sonlarında dili Türkçe olan ve Osmanlı'ya vergi vermeyi kabul ettiği bir anlaşma imzalamıştır.
Cezayir Beylerbeyi Dayı Hasan Paşa ve Amerika başkanı Corç Vaşington'un (George Washington) görevlendirdiği heyetin başkanı joseph Donaldson tarafından Cezayir'de imzalanmıştır.
Ayrıntıları okuyun...

Deniz Suyundan Tatlı Su Elde Etme Projesi
Türkiye'de gelecekte belki de kaçınılmaz olarak yapılacak olan su elde etme tesislerine bir öneri. İnşallah yağmurlar bol yağar da susuz kalmayız.
Görmek için tıklayınız...

Matematikte yeni eklentiler
Matematik bölümümüz daha da gelişiyor.
Asal sayılar ve başka konularda ispatlara ve kafamıza takılan sorulara yer verildi. Faydalı olacağını düşündüğüm bu bölümü ziyaretlerinize açmış bulunmaktayım. Sol taraftaki menü listesinden MATEMATİK'e gelip istediğinizi seçebilirsiniz...

SİTE KILAVUZU:

  1. Devlez Sülalesinin Soyağacı ilk defa yayınlandı. Sakın kaçırmayın. Şu; Gözle Görülmeyen Hayvanlar Serisini de tavsiye ederim.. Biraz tebessüm ederiz. Nesil Teoremine de bakmadan geçmeyin. Önemlidir... YENİ eklenen Mácır kelimeleri sözlüğü de belki ilginizi çeker. Sizin karşınıza sık sık böyle çalışmalarla çıkmaya çalışacağım.
  2. Bu sitede ahlaki, milli, dini, rejimi yönden zararlı olacak yayınlara asla yer olmayacak...
  3. Eğer siz de güzel fikirlerinizi toplumla paylaşmak isterseniz maveraunnehir@yahoo.com adresime yazılarınızı gönderebilirsiniz. Eğer yukarıda zikredilen yönlerden sakıncasız bir yazı ise sizin adınızı da ekleyerek yazınızı yayınlayabilirim. Ama alıntı ve buluntular değil. Özgün yazılarınız.
  4. Sayfanın en altında bazı videolar var. Ayrıca sol sütun sabit olup soldaki menüleri her an görebilirsiniz. Bir de orada koyu gri bir tablo var live trafic feed yazıyor. Oradaki şehir isimleri bu siteye giren insanların yerlerini gösteriyor. Herhangibir şehre tıklarsanız harita üzerinde sitemize dünyanın nerelerinden ulaşıldığını görebilirsiniz.
  5. Tüm tavsiyelerinizi ve eleştirilerinizi YORUM kısımlarına yazabilirsiniz. Veya maveraunnehir@yahoo.com 'a e-posta ile iletebilirsiniz. Hepsini değerlendiririm...

Bana böyle bir site hazırlama imkanı sunan http://www.blogspot.com/ a da buradan teşekkürlerimi sunarım.
Herkese teşekkürler...

Anasayfanın sonundasınız. Son eklenenlere ulaşmak için aşağıya inebilirsiniz...

Cirit

Cirit oyunu hala Türkiye'de de yaşayan ve yaşatılmaya çalışılan bir Orta Asya kökenli oyundur. İki takım halinde, yaklaşık 140m-60m buyutlarında bir sahada oynanır. Takımlardaki oyuncu sayısı değişebilmekle beraber 6, 8 veya 12 şer kişi olabilir. Cirit; 80 cm uzunluğunda meşe, kavak vb ağaçlarından imal edilmiş bir sopadır. Şu andaki haliyle cirit oyunu şöyle oynanır:

Cirit sahasının iki tarafındaki (şekilde gri bölgeler) bölgelerde konuşlanan takımlardan birinden (mavi) öncelikle bir oyuncu çıkarak, diğer tarafın bölgesine 30-40 m yaklaşarak, elindeki (4-5 tane) cirit denen sopalardan birini karşı takımdan (yeşil) birinin ismini söyleyip ona doğru atar ve hemen geri dönüp kendi bölgesine doğru kaçar. Bunun üzerine ismi söylenen kişi (yeşil) hızla çıkış yapar ve rakibine yaklaşıp ciritini atar 3 puan alır. Veya rakibine iyice yaklaşıp kıstırır ve cirit atmaz (yani bağışlar) böylece yine 3 puan alır. Eğer ilk cirit atan (mavi) kendi bölgesine girebilirse bu sefer diğeri (yeşil) hemen geri döner ve rakipten (mavi) başka biri onu kovalamak üzere çıkış yapar ve oyun böylece sürer.

Cirit oyunu güzeldir lakin bu haliyle biraz tek düze olduğundan oyun esnasında farklı stratejiler oluşamaz. Genelde tek bir strateji (rakibi kovala, atış yap, kaç) olduğundan sürekli izleme isteği uyandırmaz. Bunun için bu ata sporumuzu biraz modernize eden bir projeye ihtiyaç vardır.

Cirit Projesi:

1. Saha: 140-150 m boy 80 m ene sahip bir alanda oynanır. Her takımın bir emin bölgesi, savunma alanı ve potası vardır. İki kanatta birer atak yolu mevcuttur.
2. Takımlar: 12 şer oyuncudan oluşur. Her takımın birer takım çavuşu vardır. Komutları çavuşlar verir.
3. Kurallar:
Oyuna başlamadan önce yazı tura atılarak, ilk atak yapacak takım belirlenir. (Örneğin önce mavi atak yapsın). Mavi atak, yeşil savunma yapacaksa, mavi takım, önce atak yollarından birinden bir oyuncuyu ileri çıkartır. Bu sırada yeşiller savunma alanında en fazla 3 oyuncu bulundurabilir. İleri çıkan mavi oyuncu atak yolundan çıkmadan karşı takıma yaklaşarak onların potasına ciritini fırlatır. ciriti potadan geçirebilirse takımına 1 sayı kazandırır. Atışını yapar yapmaz (atak yolundan çıkabilmek koşuluyla) geri dönerek istediği yerden koşarak kendi emin bölgesine kaçar. Mavi kaçarken yeşillerin savunma alanındaki 3 oyuncudan ikisi savunma alanından çıkar. Bu durumda iki seçenekleri vardır.
a. Ya kaçan mavi oyuncuya ciritlerini güvenli uzaklıktan (9 m veya üzeri) atıp vururlar, veya yaklaşıp ciritin ucu ile oyuncuya vurmadan dokunurlar ve atağın kendilerine geçmesini sağlarlar. Bu durumda sayı almazlar.
b. Ya da mavi oyuncu emin bölgesine girmeden önce onların potasına (sahanın istedikleri yerinden) atış yapıp vurarak atağın kendilerine geçmesini sağlarlar. Bu durumda da sayı almazlar. (Sayıyı sadece atak yapan taraf alır)
Savunma yapan iki yeşil oyuncunun ikisi de kaçana yönelebilir, ikisi de potaya yönelebilir veya aralarında paylaşabilirler. Eğer kaçan yeşil oyuncu, kendisine atılan ciriti havada kaparsa, ciriti atan rakibini oyun dışı bırakmış olur. (bkz. 4. madde)
Eğer savunma bunlardan birini yapamazsa atak yine mavi takımdadır. Kaçan mavi oyuncu emin bölgesine girdiği anda başka bir mavi oyuncu yollardan birinden (aynı yol da olabilir) atağa kalkar. Bu arada açılmış olan iki yeşil oyuncu önce kendi savunma alanlarına koşmak zorundadır, yeni atak yapan oyuncuyu engelleyemezler. Savunma alanının dışında yeşil oyuncu varken yeşiller tekrar savunmaya çıkamazlar. Önce herkes savunma alanına girer (3 kişi), sonra bunlardan ikisi savunmaya çıkabilir. Bu arada mavi oyuncu acele eder çünkü rakipleri savunma alanında yerini almadan atışını yapıp kaçması avantajınadır. Oyun çavuşu, kimlerin atağa çıkacağı ve savunma alanına gönderileceği konusunda komut verir. Gerekirse kendisi de atağa veya savunmaya çıkabilir.
Yeşil takım atağı kendine geçirene kadar süreç işler ve sayı olsa da oyun durmaz. Bu arada atak yapan mavi takım potadan ciriti geçirebildiği kadar sayı alır. Savunma yapan hiçbir surette sayı alamaz. Önce atağı kendine geçirmelidir. Atak yapan takım değişirse oyun durur ve o zaman da yeşil takım ilk atağı yapmak üzere oyuncu çıkartır.
4. Oyundan düşme: Bir takımın oyundan düşmesi için, madde 3.b. de bahsedilen şekilde, veya ceza alarak (bkz. 6. madde) 8 oyuncusunu bir oyunda kaybetmesi gerekir. Oyundan düşen takım, eğer o andaki skor daha farklı değilse 10-0 mağlup olmuş sayılır.
5. Süre: Oyunda her at sürekli koşmayacağından 45 dakikalık iki devre halinde yapılması uygundur.
6. Cezalar:
Alan ihlalleri sarı kart, tehlikeli hareketler (atın önüne geçme, rakibine yakından cirit atma, vurma, itme, attan inme, kasten ata cirit atma vb) kırmızı kartla cezalandırılır. Kırmızı kart alan, oyun dışı olur. Üç sarı kart alan da bir kırmızı kart görerek oyun dışı olur.
7. Cirit: 80 cm uzunluğunda ağaç dalından yapılmış, ağır olmayan bir sopadır. Yaralanmalara sebebiyet vermemesi için, iki ucuna da keçeden uçluklar takılır.

Bu haliyle cirit oyunu, farklı stratejiler ortaya çıkarılabilmesi açısından hem daha zevkli ve heyecanlı, hem de daha güvenli olacaktır.

İlgili Bağlantılar:
Gökbörü Oyunu
Çavgan Oyunu

Çavgan (Polo)

Daha önceden de söylediğimiz gibi. çavgan veya çevgan adı verilen oyun da Orta Asya kökenli olup, günümüzde İngilizlerin polo ismini verdikleri atlı sporun selefidir. Hatta hala Orta Asya'da oynanıyor. Bu oyun at üstünde "çavgan" denen sopalarla, bir topu karşı takımın kalesine göndermeye çalışma prensibi ile oynanır. Tabi iki takım olacağı aşikar. Dikdörtgen bir sahada oynanır.

Tarihi çok eskilere dayanır. En az 2000 yıl öncesine gittiği düşünülür. Çinliler çavgan oyununun minyatürlerini M.S. 706 yılında yapmışlar. O zaman epey popüler bir oyunmuş. Günümüzde futbul ve golf, çavganın attan inmiş halidir. Polo ise attan inmemiş halidir.

Çavgan bir Türk oyunudur demek için yeterli kanıt olmasa da, Orta Asya oyunu olduğu kesindir.

Çavgan veya çevgan aslında bu uzun T şeklindeki sopanın adıdır. Onun için mehter bölüğünde T şeklinde sopaya takılmış zile de çevgan denir. Osmanlı döneminde de bu oyun popülerdi ki atalarımız bunun minyatürünü de yapmıştır.

İngilizler polo ismini vererek Çavganı kurallı hale getirmişlerdir. Günümüzde polo Arjantin, Brezilya, Şili, Meksika, Pakistan, ABD'de popüleritesini korumaktadır.

Modern polo 4 er kişilik iki takımdan oluşur. Polo 7 şer dakikalık 4, 6 veya 8 devre halinde oynanır. bu devrelere çuka deniyor.

Polo atları, boyutları polo oynamaya müsait, ne çok uzun, ne çok ufak, kolay manevra yapabilen atlardır. İngilizler bunlara polo ponisi demişler. Bir polo atının eğitimi altı aylıkken başlıyor ve 2- 2,5 yıl süren eğitiminden sonra 3 yaşında mesleği ele alıyor. 5-7 yaşları arasında, kondisyon olarak çavgan oyununa en uyumlu olduğu zamanı yaşıyor. Eğer bir kaza geçirip polo oynamaya elverişsiz hale gelmezse, 18-20 yaşlarına kadar oyuna devam edebiliyor. (Bu arada bir atın ömrü ortalama 30-45 yıldır. Rekor 60 yıldır.)

İşte İngilizlerin polosu:



Ve Pakistan'da polo:





Bu oyunun Türkiye'de de oynanması için girişimde bulunulmalıdır...






İlgili bağlantılar:
Cirit
Gökbörü (Buzkaşi)

10 Haziran 2009 Çarşamba

Gökbörü (Buzkaşi) Oyunu'nun Modern Versiyonu

Köken:
Gökbörü (Kırgızca: kök böri, Peştunca: buzkaşi, İngilizce: buzkashi) oyunu, Orta Asya kökenli olup, binlerce yıldan beri, atlı savaşçıların kendilerini barış zamanlarında zinde tutmak için oynadıkları atlı müsabakalardan birisidir. Günümüzde başta Afganistan olmak üzere, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan ve Türkmenistan'da oynanıyor. Oyun şu anda iptidaî bir şekilde oynanıyor ve seyrettiğiniz zaman bir harala gürele havası veriyor. Tabi her oyun böyle ilkel evrelerden geçerek kemale erer. Örnek olarak söyleyelim bu gün futbol dediğimiz müsabakanın da temelinde, yine başka bir Orta Asya Türk oyunu olan çevgan vardır. Çevgan oyunu; ellerinde uzun sopalarla, at üstünde iki takımın, tahtadan yapılmış bir topu birbirlerinin kalelerine göndermeye çalışmasından ibaret olup, yakın çağda Orta Asya gezilerine hız veren İngilizler, bu oyunu Türklerden ve Peştunlardan öğrenip, kurallaştırarak polo namı verilen atlı sporu geliştirmişlerdi. Gel zaman git zaman atın ehemmiyeti azaldıkça, insanlar bunu atsız nasıl oynarız diye düşünür oldular. Böylece ortaya futbol, Amerikan futbolu, buz hokeyi, vb. oyunlar çıktı. Şimdi bu gün denebilir ki; birbirinin kalesine gol atma mantığıyla oynanan bütün top oyunlarının kökeni Türklerin çevgan oyunudur. İngilizler kurallı hale getirip bu oyunları dünyaya mal etmişlerdir.
İşte bu noktadan hareketle, bir Türk atlı sporu olan Gökbörü'yü bugün biz de kurallı hale getirip dünyaya mal etmeliyiz diye düşünmekteyim. İngilizlerden önce tabi...
Bu gün iptidai olarak oynanan gökbörü oyununun mantığı ise şöyledir:
Eğer ki bu oyun iki takım halinde oynanacaksa, ortaya bir bayrak dikilir. Bir küçük dana ya da bir büyük keçi kesilir, öylece yüzülmeden bırakılır. Oyuncular bu keçiyi yerden kapıp bayrağın etrafında belli sayıda tur attırınca takımlarına sayı kazandırır. Tabi keçi ağırdır. At sürülürken tek elle tutmak icab eder. Bir de rakip takımın oyuncuları keçiyi çekiştirerek kapmaya çalışır. Hatta herkesin elinde birer kamçı vardır. keçiyi kapmak için bu kamçı ile rakibe vurmak bile kurallar arasındadır. İşte böyle olunca bu oyun bundan 200 sene ve daha öncesinde bu haliyle oynanabilir iken, günümüzdeki spor mantığıyla bağdaşmayacak özellikler içerir ve çok da tehlikeli bir oyundur.
Lakin bu güzel oyun kurallı hale getirilip, bu gün ata binebilen insanlara oynatılsa, epey ilgi çeker ve bir sektör oluşturur kanaatindeyiz.

Modernize edilmiş gökbörü projesi:

  1. Saha: Gökbörü sahası, 45 m yarıçapında bir dairedir. Böylece çap 90 m, sınır çevresi yaklaşık 282,6 m ve alanı 6358 metrekare olur. Şekilde görüldüğü üzere, daire 8 eşit dilime bölünür, ayrıca dışta 9 m genişliğinde bir daire dilimi (gri bölge, "koşu şeridi") ile merkezde de 2m yarıçapında bir "merkez" vardır. Bu saha atların emniyetle koşabilecekleri bir zeminde, mesela toprak zeminde oluşturulabilir.
  2. Tulum: Gökbörü oyununun oynandığı materyal tulumdur. İptidaî oyundaki keçinin yerini, burada hayvan derisinden (tiftik keçisi olabilir, dış yüzü post gibi tüylü bir top düşünülebilir) imal edilmiş ve hayli esnek 80 cm uzunluğundaki tutacaklarla desteklenmiş, içi de keçe doldurulmuş bir top olan tulum alır. Yarıçapı 25 cm dir. yaklaşık 3-5 kg ağırlığındadır. Birbirini dik kesecek iki eksene dizilmiş tutacaklar, 14 tanedir. Bu tutacaklar gayet yumuşak olup, tulum yere düşünce, yere değen tutacaklar adeta yok gibi davranıp esneyerek, topun yere neredeyse temas etmesini sağlar. Ama yukarıya denk gelenler, yukarı doğru kirpi gibi dikilir. Böylece at üstündeki oyuncu yere düşmüş tulumu, fazla yere eğilmeden, tutacağından kavrayıp eline alabilir. Fırlatmak istediğinde de tutacağından tutarak, ileri doğru çekiç atar gibi fırlatabilir. Tulum yere düştüğünde, tutacak sayesinde, (5o cm çap + 80 cm tutacak = 130 cm) yerden yükselmiş olur ve oyuncunun güvenle tulumu almasını kolaylaştırır. Ayrıca tutacaklar yumuşak olduğundan yaralanmalara sebep olmaz.

  3. Takımlar: Gökbörü, onüçer süvariden (atlı) oluşan iki takım ile; bir orta hakem, dört dış hakem yönetiminde oynanır.
  4. Sayı alma: Sahadaki en dış gri şerit (9m genişliğinde) tulumu eline alanların koştuğu yerdir (koşu şeridi). Bu oyunda sayı alma iki şekilde olur.
    a. Bir oyuncu koşu şeridinin neresinde olursa olsun ortadaki merkeze tulumu fırlatıp, bir kere olsun tulumu merkez alanın herhangi bir yerine değdirebilirse (tulum daha önce düşüp yuvarlansa da olur), takımına bir sayı kazandırır.
    b. Takımların her devre değişen yönleri vardır. Örneğin A takımı saat yönünün tersine, B ise saat yönünde hareket ediyorsa, A'dan bir oyuncu tulumu eline 2 numaralı koşu diliminde geçirdiği anda, saat yönünün tersine doğru tulumu götürür. Bu arada arkadaşına pas verebilir. Tulum, koşu şeridinde tam tur attıktan sonra yine 2 numaralı yere gelince, oyuncu koşu şeridinden içeri dalarak merkeze yaklaşmaya çalışır (bu arada rakip savunma yapıyor). Uygun mesafeye gelince, tulumu merkez daireye fırlatır. Rakip havada kapar veya çelerse sayı olmaz, ancak tulum merkezin herhangibir yerine değerse sayı olur. Oyuncu koşu şeridinden içeri daldığında da içerde paslaşabilmeleri mümkündür. Oyuncu eğer savunma gafil avlanmışsa merkez daireye kadar gidip kendisi de tulumu bırakabilir.
    Eğer B takımı bu arada tulumu kapabilirse, kaptığı yer koşu şeridi değilse, koşu şeridine kadar ilerlemesi gerekir. Sonra ya ordan atışını yapar sayı almaya çalışır, ya da saat yönünde bir tur atıp tulumu merkeze ulaştırır.
  5. Kurallar: Tulumu alan oyuncu, atının sağ ve sol tarafında mevcut olan takacağa tulumu tutturur. Mesela 2 den 3 e geçecekse elinde geçemez. Tutturması gerekir. Elindeyken, rakip tutup elinden çekemez. Fırlattığı anda önüne geçip yakalamaya çalışabilir. Böylelikle at üstünde gereksiz sert hareketler yapılmamış olur. 2 deki oyuncu 3 deki oyuncuya pas verebilir. Daha ileriye pas atılmaz. Eğer oyuncu 2 den 3 e tulumla kendisi geçecekse, tutacağından takacağa tulumu tutturur ve tulumu eliyle tutmadan koşarak geçer. İşte bu arada rakip arkadan veya yandan yaklaşarak tulumu çalmaya çalışır. Koşan atın önüne geçilmez.
    Atak yapan oyuncular sahanın her yerine dağılabilir. Savunma yapan takım ise koşu şeridinde en fazla 3 oyuncu bulundurabilir. Tulumu tutan bir kişiyi 2 den fazla kişi kovalayamaz. Savunma, koşu şeridindeki oyuncuları her an değiştirebilir.
    Aşağıdaki örnekte, Yeşiller Atağa kalkmış. İki mavi oyuncu üstünde tulum olan yeşil oyuncuyu kovalıyor. Yeşiller koşu şeridine dağılmış pas istiyor. Maviler koşu şeridine yakın yerlerde konuşlanmış pas verilmesi durumunda hemen şeride girecekler. Bu arada tur 2 numaralı alanda tamamlanacağı için (oradan başladı ya), maviler o dilimi doldurup savunmaya almışlar. Merkezde de bir mavi oyuncu, gelebilecek ani bir şuta karşı bekliyor. Yeşil ise onlardan önce tulumu kapmak için bekliyor. Bir takım her zaman merkezde en fazla bir oyuncu bulundurabiliyor.
    Herhangibir yerde maviler tulumu kaptığı anda 30 saniye içinde yeşiller savunma durumuna geçmek zorunda (koşu şeridini boşaltacak). Böylece tulum ters yönde dönmeye başlayacak.
  6. Kural ihlalleri:
    1. Savunma koşu şeridini 4 saniyeden fazla 3 ten fazla adamla ihlal ettiği anda, oyun durur ve serbest atış yapılır. (penaltı gibi)
    2. Atak faul yaparsa tulum el değiştirir. Savunma faul yaparsa serbest atış olur. Faulun derecesine göre oyuncu oyundan atılabilir (kart sistemi)
    3. Tulum saha dışına atılırsa, karşı taraf oradan oyuna girer.
    4. Atak, tulumu tur atmadan koşu şeridinden içeriye ancak şut çekerek atabilir. şut başarısız olursa, yerden tulumu kim yetişirse o alır. Ama bunun dışında bir amaçla atak tulumu koşu şeridinden içeri sokarsa, tur bozulmuş olur ve tura baştan başlanması gerekir.

Böylece bu güzel bozkır oyunu belki dünyaya kazandırılıp, Türkiye ve doğu ülkelerinde yeni bir sektör haline gelebilir belki...

İlgili Bağlantılar
Cirit
Çavgan (polo)